top of page

Oyunu Aşmaya Hazır mısın? Yaşam Bir Simülasyon mu?

5 Eyl
4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 6 Eyl

“Oyun düzen yaratır, oyun düzenin ta kendisidir.” – Johan Huizinga



Son dönemde yaşamın bir oyun olduğu gerçeğini yansıtan iki eser yayınlandı. Bunlardan birisi Netflix’in ses getiren Kore yapımı dizisi Squid Game, diğeri ise Türkiye’de Gerçek Kahraman adıyla vizyona giren Free Guy filmi.


Squid Game, şiddetin pornografisini yansıtan ve üzerine başlı başına kitap yazılabilecek bir dizi. Oyunsu bir düzen içinde hayatta kalma savaşı veren kahramanların hikâyesini anlatıyor. Sel felaketleri, orman yangınları, göç dalgaları ve pandemi sürecinde ölüm korkusu ile travmatik zamanlar yaşayan insanlığın dikkatini fazlasıyla cezbetmiş durumda; nitekim Netflix sıralamasında tüm dünyada bir numara oldu. Bu yazıda, üzerine zaten çokça konuşulan bu diziden ziyade, yaşamın bir oyun olduğu kavramı üzerine eserlerin ortaya konmasının kolektif bilincin bir yansıması olduğu fikrine odaklanacağız. Siz ne dersiniz, bu sadece bir tesadüf mü?


'Gerçek Kahraman' (Free Guy) ve Simülasyon Evreni

İnsanlığın uyanışına kendi naçizane katkımı sunmak üzere, ‘Rol Arkadaşım Olur musun?’ adlı kitabımdan yola çıkarak bir web sitesi ve app projesi üzerinde çalışıyorum. Bu projeler için yaptığımız toplantılarda üzerinde sıkça durduğum konuları en güzel şekilde yansıttığını düşündüğüm Gerçek Kahraman (Free Guy) filmini ele alacağız.


Not: Filmin dehlizlerine girmeden önce sanal gerçeklik ve yaşam senaryosu üzerine Şalom’da kaleme aldığım ‘Simülasyon Evreni 1’ ve ‘Simülasyon Evreni 2’ başlıklı yazılarımı okumanızı tavsiye ederim. Önceki yazılar genel konsept hakkında daha geniş bir fikir sağlayacaktır.


Yönetmenliğini, Stranger Things dizisiyle önemli bir başarı yakalayan Shawn Levy’nin yaptığı Gerçek Kahraman, 13 Ağustos’ta yayınlandı. Başrollerinde Ryan Reynolds ve Jodie Comer’ın yer aldığı film; dünya çapında popüler ‘Free City’ adlı bir bilgisayar oyununda, sıradan bir arka plan karakteri olduğunu keşfeden kahramanın uyanış ve özgürlük mücadelesini anlatır.


Sıradanlığın Metaforu: Fanustaki Balık

Kahramanımız bir banka çalışanı olan Guy’dır. Guy her gün aynı gömleği giyip aynı şekilde uyanan, aynı kahveyi sipariş edip aynı işe giden, herhangi bir sürprizle karşılaşma olasılığı olmayan birisidir. Oyun her açıldığında kahramanımız, tıpkı Westworld dizisindeki Dolores gibi güne hep aynı şekilde başlar. İlk yaptığı şeylerden birisi, kendi içinde bulunduğu durumun mükemmel bir metaforu olan fanustaki balığını selamlamaktır.


Her türlü suçun işlendiği, kanunsuzluğun ve şiddetin kol gezdiği ‘Free City’ sokaklarında ‘güneş gözlüğü takmayanlar’; yani Guy ve onun gibi sıradan karakterler arka planda yer almaya mahkûmdur. Onların var olmaları, boşluk doldurmaktan daha fazla bir önem taşımaz. Free City vatandaşlarından beklenen tek şey, düzene ayak uydurmaları ve soru sormamalarıdır.


Uyanış ve Kahramanın Yolculuğu

Ancak Guy’ın sıradan hayatı, gerçek dünyadan oyuna bir avatar aracılığıyla giren Millie’yi görmesiyle değişir. Aşk’ın ya da ‘Kutsal Dişi’nin (Kundalini) peşinde yaptığı yolculuk, gözlerinin açılmasında ve farkındalık kazanmasındaki ilk fitili ateşler.


Bu farkındalık süreci, Joseph Campbell’in ortaya koyduğu ve kitabımda detaylı olarak anlattığım ‘Kahramanın Yolculuğu’ kavramının mükemmel bir yansımasıdır. Güneş gözlüğü takması, yani aydınlanması ile birlikte yaşadığı dünyanın aslında bir bilgisayar oyunundan ibaret olduğunu fark eder. Gerçeklik algısının sarsılmasıyla dünyası tamamen değişen Guy’ın hayatı, oyunu aşma peşinde heyecan verici bir maceraya dönüşecektir.


Homo Ludens: Oyuncu İnsan ve Düzenin İnşası

Yuval Noah Harari Homo Deus (Tanrı İnsan) kitabını yazmadan çok önce, 1938 yılında çok ses getiren ve etkisi günümüze kadar gelen bir kitap yayınlandı: Homo Ludens, yani ‘Oyuncu İnsan’.


Hollandalı filozof ve tarihçi Johan Huizinga, kitabında homo sapiens (bilge insan) ve homo faber’in (alet yapan insan) karşısına homo ludens’i (oyun oynayan insan) çıkarır. Çünkü ona göre oyun, tüm edimlerden ve hatta kültürden de eskidir. Oyun bir kültür yapıcıdır ve aslında tüm düzen, oyunlar üzerine inşa edilmiştir.


Dünyaca ünlü oyun yazarı William Shakespeare, Size Nasıl Geliyorsa adlı eserindeki ‘İnsanın Yedi Çağı’ adlı şiirinde bu durumu şöyle özetler:


“Bütün dünya bir sahnedir, bütün erkekler ve kadınlarsa sadece birer oyuncu; Girerler ve çıkarlar; bir kişi birden çok rolü oynar, bu oyun, insanın yedi çağıdır.”


Kadim Hint Felsefesi'nden Matrix'e: Lila (Tanrısal Oyun)

Shakespeare’in dünyayı bir oyun sahnesi olarak gören bu sözleri, Kadim Hint Felsefesi ile birebir uyumludur. Bu felsefeye göre tüm kozmos; insanın Samsara adı verilen acı ve haz döngüsü içinden çıkıp aydınlanmaya ulaşması için Tanrı’nın oyununu oynadığı devasa bir sahnedir. Bu kavram Sanskritçede oyun ve drama anlamlarına gelen ‘Lila’ olarak adlandırılır. Biz bunu kısaca ‘Tanrısal Oyun’ olarak tanımlayabiliriz.


Başta Hindistan olmak üzere dünyanın birçok kültür ve coğrafyasında dünya yaşamının bir illüzyon, bir oyun olduğundan bahsedilmiştir.


  • Anadolu’da Sufi kültüründe yaşamın bir düş olduğundan bahsedilir.


  • Antik Yunan'da Platon’un Mağara Alegorisi benzer bir illüzyonu anlatır.


  • Modern sinemada Inception ve Matrix gibi filmler bu konsepti teknolojik bir altyapıyla sunar.

İçine girdiğimiz dijital çağ ise bütün bu kadim konseptlerin tam bir yansımasıdır.


Sonuç: Uyanma Vakti

Yaşamın kuralları sanal dünyaya göre yeniden dizayn edilmekte, simülasyon dünyası ile gerçeklik arasındaki çizgi iyice silikleşmektedir. İçinde bulunduğumuz süreç ve ortaya konan bu eserler, otellerde müşterisini uyandırmak için yapılan uyandırma servisini hatırlatmaktadır!


Peki, siz uyanıp oyunu aşmaya hazır mısınız? Esas soru bu!



  • Homo Ludens kavramı ne anlama gelir?

Hollandalı filozof Johan Huizinga tarafından literatüre kazandırılan, Latince "oyun oynayan insan" anlamına gelen terimdir. Huizinga'ya göre insan sadece düşünen değil, temelinde oyun oynayan ve düzenini oyun üzerine kuran bir varlıktır.


  • Lila ve Samsara nedir?

Hint felsefesinde Samsara, ruhun doğum, ölüm ve yeniden doğuş (acı ve haz) döngüsüdür. Lila ise Tanrı'nın veya evrenin yaratılışını, insanın aydınlanması için tasarlanmış bir "oyun" ya da "kozmik drama" olarak gören felsefi yaklaşımdır.


  • Kahramanın Yolculuğu (Hero's Journey) nedir?

Joseph Campbell’ın ortaya koyduğu; bir karakterin sıradan dünyasından çıkıp bir uyanış/mücadele yaşaması ve sonunda dönüşmüş olarak kendi dünyasına geri dönmesini ifade eden evrensel hikâye şablonudur.


🌟 Yolculuğunuz Burada Sona Ermiyor!


Bu ilham verici içeriğin ardından bir adım daha atmak ister misiniz?

🔸 Daha derine inmek için e-kitabımızı indirin,

🔸Hayatının sahnesini bulmak için hemen testi çözebilirsin!

🔸Size özel program ve günlük pratiklerle hazırlanmış Cinedrama Uygulamamızı deneyin,

🔸Haftalık yenilenen videolarımzı izlemek için YouTube kanalımıza abone olun,

🔸 Ya da hemen ücretsiz bir tanışma görüşmesi planlayın.


Seçim sizin!





 
 
 

Yorumlar


bottom of page