Şeytan Geri mi Döndü? Avrupa'da Yükselen Aşırı Sağ ve Tarihsel Döngü
“İfade edilmemiş duygular asla ölmez; sadece diri diri gömülür ve sonradan daha korkunç şekillerde tezahür ederler.” – Sigmund Freud

📌 Bu Yazıda Neler Bulacaksınız? (Hızlı Özet)
Almanya'da ve Avrupa'da artan aşırı sağcılık istatistikleri.
1933 Reichstag Yangını ile 2020 Reichstag baskını girişimi arasındaki benzerlikler.
Güce ulaşmak için okültizmin kullanımı (Netflix'in Freud dizisi üzerinden bir analiz).
II. Dünya Savaşı'nın fitilini ateşleyen gizli örgüt: Thule Cemiyeti.
Günümüzdeki küresel krizlerin yeni bir radikalleşme dalgası yaratıp yaratmadığı sorusu.
"Şeytan Geri Döndü": Almanya'da Aşırı Sağın Yükselişi
Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel, ırkçılığı "topluma yayılmış bir zehir" olarak tanımlarken; eski Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz aşırılığın geldiği noktayı şu çarpıcı sözlerle ifade etmişti: “Şeytan geri döndü!”
Üst düzey yetkililerin bu endişeli açıklamaları, iç istihbarat örgütü raporlarındaki verilerle de doğrudan örtüşüyor. Rakamlara bakıldığında tablonun ciddiyeti daha net anlaşılıyor:
Almanya’da sadece 2019 yılında aşırı sağcıların sayısı 32 bin 80 olarak kaydedildi.
Aşırı sağ kaynaklı suçların sayısı yüzde 9,7 artarak, 21 bin 290’a yükseldi.
Schulz’un işaret ettiği gibi, kendini uzun süre unutturmuş olan o "Şeytan", gözlerini tekrar Avrupa kıtasına dikmiş gibi görünüyor.
Tarih Tekerrür mü Ediyor? Reichstag Baskını ve 1933 Yangını
Tarihler 28 Ağustos 2020’yi gösteriyordu. Alman Parlamentosunda (Reichstag) çalışan İtalyan asıllı bir arkadaşımın rehberliğinde kısa süreli bir parlamento gezisi yapıyorduk. Binanın içindeki en enteresan noktalardan birisi müzeydi.
Müzede, Nazilerin diktatörlüğe giden yolda bir sıçrama tahtası olarak kullandığı, 27 Şubat 1933 akşamı çıkan Reichstag Yangını'na dair haberlerin yer aldığı tarihi bir gazeteyi inceliyordum. Gazete sayfaları, tüyler ürperten olayların resmi tanığıydı ve sanki “Acılarınızdan ve hatalarınızdan ders alın” der gibi bana bakıyordu.
Tam o sırada, meclisin hemen dışında neler yaşandığından habersizdim. Koronavirüs krizini protesto etmek bahanesiyle toplanan aşırı sağcı ve ırkçı bir kalabalık, meclisi basmaya hazırlanıyordu. Zamanın çarkları, II. Dünya Savaşı’na giden yolun taşlarını döşeyen olayların bir benzerini tekrar dünya sahnesine taşıyor gibiydi.
Popüler Kültürde Okültizm ve Güç Tutkusu: Freud Dizisi
Alman toplumunun bir kısmı, korona öncesinde başlayan ve pandemiyle zirve yapan aşırı sağ akımların etkisinde bir akıl tutulması yaşarken, 23 Mart 2020’de Netflix'te ‘Freud’ dizisi yayınlandı.
Biyografik olmaktan ziyade korku-gerilim unsurları barındıran dizi, Sigmund Freud’un hipnoz araştırmalarını ve kendini kanıtlama arzusunu konu alıyordu. Ancak dizinin asıl çarpıcı noktası, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'ndan ayrılmayı hedefleyen milliyetçi asilzadelerin gücü ele geçirmek için başvurduğu karanlık yöntemlerdi: Okültizm, kara büyü ve medyum Fleur Salome!
Hedefleri, onlara özgürlüğü getirecek olan şeytani gücü uyandırmaktı. Egolarının liderliğinde, güç sarhoşluğu yaşayanlar hedeflerine ulaşmak için yeri geldiğinde şeytani yollara başvurmaktan asla vazgeçmezler. Onlara göre güce giden yolda her şey mubahtır. Tarih sayfaları, tam da bu şekilde, kara büyü ve okültizm kullanarak gücü ele geçirmeye çalışanların hikâyeleriyle doludur. Gelin, zamanda bir yolculuk yapıp bunların gerçekte kimler olduğunu bulalım.
Karanlığın Doğuşu: Thule Cemiyeti ve Rudolf von Sebottendorf
Zaman makinemizi 17 Ağustos 1918 yılına, rotamızı ise Almanya’nın Münih şehrine çeviriyoruz. Ayaklarınızın altında gösterişli desenlerden oluşan halıyı hissedebiliyor ve odadaki ağır ahşap mobilyaları görebiliyorsanız, doğru yerdesiniz demektir: Vier Jahreszeiten (Dört Mevsim) Oteli.
Şu an bulunduğumuz bu oda, dünya tarihine kara bir leke olarak kazınacak ve II. Dünya Savaşı’nın fitilini ateşleyecek olan örgütün kuruluşuna şahitlik ediyor.
Bu cemiyetin kurucusu, Nazilerin manevi babası ve başöğretmeni olarak görülen Rudolf von Sebottendorf'tur. Üstün ırk düşüncesinin ve neo-paganizmin fikir babası olan Guido von List’in öğrencisi olan Sebottendorf, Alman okültist ve siyaset adamıdır. Nazilerin, Pan-Cermenist soyluların ve aydınların ideolojik olarak yetiştikleri bu gizli akademi ise Thule Cemiyeti'dir.
Cemiyet üyeleri, gücü ele geçirmek için her türlü karanlık yöntemden faydalanmış ve nihayetinde dünya sahnesine o karanlık gücü yansıtacak kişiyi bulmayı başarmışlardır: Adolf Hitler.
Sebottendorf'un Tüyler Ürperten İtirafı
Sebottendorf, 1937 yılında Almanya’da bir dergiye verdiği röportajda bu karanlık gerçeği şu sözlerle açıkça ifade etmiştir:
“Adolf’ü ben seçtim. NSDAP’nin (Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi) her mensubu artık birer kahraman olmaya hazır. Bana soylu biri değil, Alman ulusunu hedefim doğrultusunda ilerletecek bir lider lazımdı. Bana korkak ve çekingen aristokrat oğlanları ve kızları değil, vatansever ve aydın çocukları lazımdı. Onları ben seçtim, dostlarıma talimat verdim ve bugün emin adımlarla hedefe doğru ilerliyoruz. Almanya kaybetmeyecek. Yenilse bile kaybetmeyecek. Bizim ikinci bir sığınağımız var. Cephede hayal kırıklığı yaşarsak orada yolumuza devam edeceğiz.”
Sonuç: Küresel Krizler ve Uyanan Karanlık
Günümüze döndüğümüzde karşılaştığımız tablo oldukça tanıdık:
Pandemi sürecinin getirdiği baskıcı uluslararası politikalar,
Küresel ekonomik buhran,
İklim değişimleri ve yaklaşmakta olan gıda krizi,
Doğu Akdeniz gibi stratejik bölgelerde ısınan sular,
Ve tüm bunlardan beslenerek yükselen aşırı sağ akımlar...
Tüm bu krizler, sanki birilerinin uyumakta olan "Şeytan"ı yeniden dünya sahnesine davet ettiği izlenimini uyandırıyor. Peki, siz ne dersiniz? Tarih gerçekten tekerrür mü ediyor?
Thule Cemiyeti nedir?
Thule Cemiyeti (Thule-Gesellschaft), I. Dünya Savaşı sonrasında Almanya'nın Münih şehrinde kurulan, okültizm ve Pan-Cermenizm temelli gizli bir örgüttür. Adolf Hitler'in yükselişinde ve Nazi ideolojisinin (Nasyonal Sosyalizm) temellerinin atılmasında büyük rol oynamıştır.
1933 Reichstag Yangını'nın önemi nedir?
27 Şubat 1933'te Alman Parlamentosu (Reichstag) binasında çıkan bu yangın, Adolf Hitler ve Nazi Partisi tarafından komünistleri suçlamak ve sivil özgürlükleri askıya alarak diktatörlüklerini kurmak için bir bahane (false flag) olarak kullanılmıştır.
Rudolf von Sebottendorf kimdir?
Rudolf von Sebottendorf, Thule Cemiyeti'nin kurucularından olan Alman okültist ve siyasi figürdür. Nazi ideolojisinin beslendiği ezoterik ve ırkçı fikirlerin yayılmasında başrol oynamış, kendi ifadeleriyle Hitler'in siyaset sahnesine çıkmasına önayak olmuştur.
Avrupa'da aşırı sağ neden yükseliyor?
Avrupa'da aşırı sağın yükselişi genellikle ekonomik istikrarsızlıklar, göç dalgaları, küresel salgınların yarattığı güvensizlik ortamı ve siyasi kutuplaşmalar gibi toplumsal kriz dönemlerinde hız kazanmaktadır.
🌟 Yolculuğunuz Burada Sona Ermiyor!
Bu ilham verici içeriğin ardından bir adım daha atmak ister misiniz?
🔸 Daha derine inmek için e-kitabımızı indirin,
🔸Kendi kahramanlık yolculuğunuza başlamak için Ücretsiz Başlangıç Kitimizi edinin,
🔸Size özel program ve günlük pratiklerle hazırlanmış Cinedrama Uygulamamızı deneyin,
🔸Haftalık yenilenen videolarımzı izlemek için YouTube kanalımıza abone olun,
🔸 Ya da hemen ücretsiz bir tanışma görüşmesi planlayın.
Seçim sizin!




Yorumlar